3 Ocak 2008 Perşembe

Futbol ve Alkol

Koke'nin yıllar önce bana yolladığı bir yazıdır bu. Ben elçilik yapayım, kayıtlara geçsin...

Bu yazı kesinlikle ilmi vede bilmi alkolün insan üzerindeki etkilerini araştıran, araştırmalara yer veren; uluslararası futbol yazılarında ve haberlerinde yer alan alkol futbol ilişkisine göndermeler yapacak bir araştırmacı yazarlık izleri taşımamaktadır. Alkol kötülüklerin anasıdır. Yazı 18 yaşından küçük futbol severleri alkole özendirebileceği için onsekiz yaşından küçüklerin okuması sakıncalıdır(tüm onsekiz yaşından küçüklerin kendilerine yasak film, site,dergi ve dökümaları bu uyarı nedeniyle okumadıklarına eminim!!!).
Gelelim olayın özüne futbol kesinlikle reklamlardaki gibi kolalı içeceklerlerle değil tamamen alkollü içeceklerle beraber tüketilecek bir lezzettir. Yani rakı balık, şarap peynir,bira kızarmış patates, votka komünizm gibi tüm içki ve yanında giden en güzel eşlik ediciler düşünüldüğünde bu benzetme futbol için tüm içkilerdir. Tüm içkiler derken herbirini çeşitli handikapları vardır futbolla beraber ki bu yazının en son bölümü oluşturacaktır, lakin gülü seven bu handikaplara katlanmalıdır.
Alkol tehlikeli bir iştir. Alkol insanın reflekslerni yavaşlatır, duygularını abartır, iradesini zayıflatır, mantığını mantıksızlaştırır falan filan fişmekan yapar. Ama alkol hoş görüyü de artırır ,sevgi duygusunu artırır(bakınız kafayı bulununca masadaşlarını şapur şupur öpenler), neşelendirir ve kabahatları örter (ne demiş büyük rus düşünür çirkin kadın yoktur az votka vardır).
Mesela Haginin 35metre 43 cm den attığı gol herkes için çok güzeldir, ama eğer alkolle desteklenmiş doğru bir taraftarsanız bu gol güzel değil dünyanın en güzel gollüdür, ki bu gol dünyayı kurtaran goldür. Mesela rakip takımın her müdalesinin faul ve size kalkan her ofsaytın bir art niyet olduğunu görmenin tek olçüsü yeterli promil alkolü damarda bulundurabilmektir. Eğer bu yeterli ölçüde şurup içilmemiş olsa rakibiniz olan uefa kupasını namağlup kazanmış tek takımın taraftarının gözünün içine baka baka en büyük falan fiş mekan spor başka büyük yok diyebilecek cesareti nereden bulursunuz ki, neymiş alkol cesaret de verirmiş.
Futbolla alkolün kol kola girip maça gidişinin çok önemli bir töreni vardır , al alkolü git maça demek bilmeyene mahsustur; bunun nasıl ,nerede,ne hızda ve de maçına göre ne ölçüde alınacağı ciddi bir tecrübenin sonucu oluşabilecek bir bilinçtir aslında. Maç günü gelip çattığı zaman bir program işidir bu güzel maç öncesi törenin planlanması nasıl alınacaktır bu iksir, nerede, kimlerle ne zaman olacağıdır planlamanın özü. Telefon zincirleri çalışır ,oraya hiç gelemeyecek , gönlü akşam ki rakibinizin başarılarına endeksli arkadaşlarınızda vardır bu zincirin içinde davete değil nazireye kilitli cümleleri paylaşmak için, ama inanın onlarında tek güç kaynağı da aynıdır yoksa onlarında aynı gün çalışan telefon zincirleri varmıdır?
O an gelir çatar, hazırlıklar anıdır artık, kolay değil maça gitmek. Önce bu törenin basit bir tören olduğuna düşünenler için işin ciddiyetini anlatmak isterim. Bu resmi kıyafetle gelinen bir törendir, her müdavimin bildiği gibi maç kıyafeti diye bir şey vardır bir iki uğurlu parça biri iki takımsal öğe. Mesela dizinin altında koca bir delik olmasına rağmen Parken stadı görmüş bir kargo pantolon sizin gardrobunuzda yeni zaferlere hazırlanan bir mareşalin ünüforması değerinde bekler, o geceyi bekleyen uğurlu ayakkabılar vardır, birde cezalı olanlar(bide tüm kıyafetlerine cezalı gibi bakanlar, neyle gittilerse olmadı diye, allahtan onlardan değilim. Onların imrenilecek bi avrupa klüpleri forma koleksiyonları vardır ki o formaları bile pek sevmezler ama yinede biriktirirler).
Sahaya ısınmadan çıkan bir takım yoktur, sakatlık kaçınılmaz ısınmayan kaslara, taraftarda eğer ateşli olacaksa ısınmalı (bakınız st bernardlar donmakta olanları taşıdıkları konyakla ısıtır demek alkol ısıtır). Çok ısınmak hararet yapar ama tecrübeliler yeterince ısınır birkaç satır önce tecrübeden bahsettik ki işte o burda devreye girer. Bu düğünde içki içen bir damat gibi içki içmektir, gereğinden çok içerseniz rezil olursunuz,gerektiği kadar içerseniz erkek.
Zaman o zaman işte kadehler tükendi saat tam o saat zafer mi dediniz zaten olmasını biz kafada garantiledik, stadı girip yerinize ulaştığınızda eğer sahaya çıkan takımınız gözlerinizi dolduruyorsa, yani siz sırtınızda efsanenizin numarasını hissediyorsanız ve haykırırken marşları kelimeler yuvarlanmıyor ama yumruğunuz havada inançla dalgalanıyorsa tam kararındasınız.
Hepsi 90 dakika günler süren beyinsel, saatler süren fiziksel hazırlık onun için,o bir anlamayanların sadece spor, sizin için her şeyden önemli olan süreç; ya kazanırsınız ya kaybedersiniz ama eğer gerçek taraftarsanız ya yaşarsınız yada ölürsünüz. Taraftar olarak ölmenin ne demek olduğunu bilmiyorsanız zaten buraya kadar haybeye okumuşsunuz. Yani ya bir kadehte daha kutlar yada bir kadehte daha ölürsünüz(ilk maça kadar süre bilir beyinsel olarak).
Ertesi sabahtır fatura zamanı, ya keyiften yada kederden kafanız hafif çatlar(çok çatlayanların genel tarifi “ beynime metal komposto kasesi çakılmış gibiyim”dir). Eğer bir iki sohbet ortamında hala tandemi, bloklararası kopukluğu,forvet hattını , orta saha yardımlaşmasını falan konuşuyosanız boşa debelenip alkol almışsınız, çünkü teknik direktör olacaksanız alkol almamanız ,yorum yapıp ukalalık yapacaksanız hiçmi hiç alkol almamanız gerekir; ya koyduk yada koyamadık diyeceksiniz koyun şişenin dibine.
İşte budur taraftarca anlayışla abı hayatı içmek .Ama ne demiştik hepsinin var bi handikapı biraz ona değinelim.
Mesela eğer maçtan önce yakıt olarak bira alırsanız vede çok alırsanız, takımınızın golününün sesini tuvalete giderken koridorda duymak yada illa görücem diyip mesaneyi çatlatmak kaderiniz olabilir(mesela ben Parkende maçın uzatmasını vede penaltıları böyle izledim ve 2-3 gün pişman oldum olaya). Çok fazla rakı alırsanız eğer ve de midenizde alışık değilse önünüzde oturan takımdaşınızla aranız bozulabilir yada gereğinde çok ısınıp hararet yapıp asli göreviniz olan takımınızı gerektiği kadar desteklemeği başaramazsınız. Eğer bu ölçü kaçırılmış içkiniz şarapsa ertesi gün ki baş ağrınız garanti altına alınır ama kısa sürede kuruyan diliniz damağınız sizi tribünde kuru kalabalık haline getirir ki bu çok büyük bir ayıptır. Efem her şeyin kararında olması gerektiği gibi abartılmış içki taraftarın asli görevini yapmasını engeller bu da takıma ihanettir. Aslında futbolla alkol ilişkisinde içkiyi abartmak doğal ve gereklidir. Ama önemli olan maçtan önce kararında maçtan sonra ölümüne içmektir. Ya sevinçte yada kederden ne fark ederki.....
İşte budur bence olay, futbol kıyak kafayla daha güzel pek güzel ve de en güzel ; öpiyim sizi bu yazıyı okuyan alkollü futbol sever en güzel abilerim .
Bu yazı daha güzel yazmak adına bünyesini vede karaciğerini hiçe sayıp gerekli mazotu alarak şiirlerini yazmaya koşarken kendini bir çukurda ölüme teslim eden orhan veli abiye ithaf edilmiştir. ŞEREFE / KokeLoke /2002

Hiç yorum yok: